diğerlerinin aksine, esas kız ve oğlanın olduğu sahnelere değilde baba ile evlatların dede ile torunun olduğu sahnelerde duygu patlaması yaşadığım yapım olmuştur.
ulan epeydir de yalnızım tamam ama hayatımda bi dişi varlığın olmayışı bu kadar etkilememeli insanı. neyse filmde bana en fazla koyan olay; bu esas kızla esas oğlanın çocukluk dönemleri boyunca bikaç defa karşılaşmışlıkları var değil mi. aradan yirmi küsür sene geçiyor ve bunlar birbirlerini görüp bikaç aşamadan sonra tanıyorlar tabi, çocuk altıüstü bi yemek döküyor bide bisikletle darp ediyor kızı. yani çocukluk aşkları ama iki kez karşılaşıyorlar ve sonrasında hatırlıyorlar işte. arkadaş ben çocukluk aşkımı 16 sene sonra buldum, kızı görür görmez ne hikmetse tanıdım ki tanımasam olmaz çocukluk aşkım ulan borumu? kız beni ilk etapta tanımadı, şartları zorladım anlattım bütün olayları, ailesinin okul arkadaşlarının komşularının seceresini döktüm yine tık yok ki ben bu kız için o zamanlar ki nestle reklamlarından esinlenip annemin cüzdanından pazar parasını çalıp kare bir mukavva üzerine seni seviyorum yazmıştım, n ve e harfleri nestle ambalajından tabiki. ben bu kız için abisi ve arkadaşlarından hemde kızın gözü önünde bi araba dayak yemiştim, ben bu kıza öğretmenlerin pencereden bakmalarına aldırmadan ilanı aşk yapmıştım, ben bu kızı kayışkızı oynarken kemerle dövmüştüm, bak o bisikletle çarptı ben kemerle vurdum nasıl hatırlamazsın sen ya. ve tüm bu olanlara rağmen kız bana " kusura bakmayın inanın tanıyamadım sizi" dedi. çocukluğuma lanet ettim sözlük. ben ki yıllarca içimde binbir çitle kat kat duvarlarla korumuştum o çocukluk aşkının masum halini. gel gör ki tek celsede sikip attı bunu. neyse nihayetinde hatırlamadı bari sinemadan çıkarken hadi bi umut diyerekten 26 ağustos 1984, 26 ağustos 1984 diye bağıra bağıra çıktım salondan. yokmuş o tarihte doğan da. yokmuş benim tesadüfüm.
ulan epeydir de yalnızım tamam ama hayatımda bi dişi varlığın olmayışı bu kadar etkilememeli insanı. neyse filmde bana en fazla koyan olay; bu esas kızla esas oğlanın çocukluk dönemleri boyunca bikaç defa karşılaşmışlıkları var değil mi. aradan yirmi küsür sene geçiyor ve bunlar birbirlerini görüp bikaç aşamadan sonra tanıyorlar tabi, çocuk altıüstü bi yemek döküyor bide bisikletle darp ediyor kızı. yani çocukluk aşkları ama iki kez karşılaşıyorlar ve sonrasında hatırlıyorlar işte. arkadaş ben çocukluk aşkımı 16 sene sonra buldum, kızı görür görmez ne hikmetse tanıdım ki tanımasam olmaz çocukluk aşkım ulan borumu? kız beni ilk etapta tanımadı, şartları zorladım anlattım bütün olayları, ailesinin okul arkadaşlarının komşularının seceresini döktüm yine tık yok ki ben bu kız için o zamanlar ki nestle reklamlarından esinlenip annemin cüzdanından pazar parasını çalıp kare bir mukavva üzerine seni seviyorum yazmıştım, n ve e harfleri nestle ambalajından tabiki. ben bu kız için abisi ve arkadaşlarından hemde kızın gözü önünde bi araba dayak yemiştim, ben bu kıza öğretmenlerin pencereden bakmalarına aldırmadan ilanı aşk yapmıştım, ben bu kızı kayışkızı oynarken kemerle dövmüştüm, bak o bisikletle çarptı ben kemerle vurdum nasıl hatırlamazsın sen ya. ve tüm bu olanlara rağmen kız bana " kusura bakmayın inanın tanıyamadım sizi" dedi. çocukluğuma lanet ettim sözlük. ben ki yıllarca içimde binbir çitle kat kat duvarlarla korumuştum o çocukluk aşkının masum halini. gel gör ki tek celsede sikip attı bunu. neyse nihayetinde hatırlamadı bari sinemadan çıkarken hadi bi umut diyerekten 26 ağustos 1984, 26 ağustos 1984 diye bağıra bağıra çıktım salondan. yokmuş o tarihte doğan da. yokmuş benim tesadüfüm.